T Hücresi

T Hücresi

T hücreleri, hücresel anormallikler ve enfeksiyonları denetleyen, bağışıklık sistemimizin korunmasında önemli bir rol oynayan beyaz kan hücresi türüdür. T hücresi bağışıklık sistemi için gereklidir. Normalden daha düşük sayıda T hücresinin yıkıcı etkileri HIV/AIDS gibi hastalıklarda çok belirgindir. Birkaç farklı T hücresi vardır. Genel olarak iki farklı türe bölünebilirler. İlk olarak katil T hücreleri enfeksiyona maruz kalmış veya kanserleşmiş hücreleri avlar ve yok eder. İkinci olarak ise yardımcı T hücreleri bağışıklık sisteminin tepkisini düzenler ve bağışıklığın tüm bölümlerinde önemli rol oynar.

T Hücresi Ne Yapar?

T hücrelerinin görevlerine açıklık getirecek olursak vücudumuzda;

  1. Yabancı istilacılar için hücre içi ortamını denetler,
  2. Virüs kaynaklı veya bakteriyel olarak enfekte olmuş hücreleri doğrudan öldür komutunu üstlenir,
  3. Kanserli hücreleri yok etmek için savaşır,
  4. Hastalığa neden olan etkenleri zararsız duruma getirmek için vücudun oluşturduğu antikor denilen yapının etkinleşmesine yardımcı olur ve uzun yıllar önce vücutta karşılaşılmış olan mikropları hatırlayıp önlemini alır.

T hücreleri aynı zamanda nakil edilmiş organın reddinden, şeker hastalığı, multipl skleroz gibi bağışıklık sistemi hastalıklarından ve alerjik reaksiyonlar, örneğin gluten intoleransı gibi bağışıklık sistemi yanıtlarından da sorumludur. Düşük bir T hücre sayısı, yüksek bir T hücre sayısından daha yaygındır. Düşük T hücre sayıları genellikle bağışıklık sisteminde veya lenf düğümlerinde sorun olduğunu gösterir. Düşük T hücre sayısı grip gibi virüs kaynaklı enfeksiyonlarda, bağışıklık sistemi yetersizliğinde, radyasyona maruz kalmada, HIV ve AIDS’te, lösemi gibi kan veya lenf düğümlerini etkileyen hastalıklarda görülebilir. Kemoterapi ilaçları, radyasyon tedavisi, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar T hücre sayısını etkileyebilir.

Hazırlayan: Damla Uludağ


Damla Uludağ

Damla Uludağ, 1995 yılında İstanbul’da doğmuştur. Eğitim hayatını İstanbul Medipol Üniversitesi’nde sürdürmektedir. Devam eden üniversite hayatında fizyoloji tutkunu olan Damla, bu alanı sinirbilim ile bir bütün haline getirmek istemektedir. Sinirbilime olan ilgisi “Geleceğin Bilimi” platformunda hala aktif olduğu sinirbilim atölyesi sayesinde daha çok artmıştır. Sinirbilim adına düzenlenen “404 NeuroScienceFound” isimli panelde beyin plastisitesi üzerine sözlü sunum yapmıştır. Gelecek dergisinde yayınlanmak üzere sinirbilim alanı ile ilgili “Sirkadiyen Ritim” konulu yazısını yazmıştır ve bu derginin yaşam bilimleri editörlerindendir. Aynı zamanda çizim ve müzik ile amatör olarak ilgilenmektedir. Hücresel sinirbilim alanındaki tüm konularda merakı ve araştırma isteği vardır. “Hücresel işleyiş mekanizmaları ile ruhaniyetimizin üzerine giydirilmiş mükemmel örtünün tanımının detaylandırılması” için tüm azmini ortaya koymak istemektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.