Fazla Televizyon izlemek Tansiyonu Yükseltiyor

Fazla Televizyon izlemek Tansiyonu Yükseltiyor

Neredeyse hepimizin evinde bir veya iki tane televizyon vardır. Akşamları ailecek başına geçer sevdiğimiz dizi, film ve programları izleriz. Ama kaç saat? Avrupalı çocuklar üzerinde yapılan bir araştırma ekran başında 2 saatten fazla zaman harcayıp televizyon izleyen çocukların tansiyonunun 30%’a kadar artabildiğini gösterdi. Çalışma ayrıca hiç hareket etmeyen veya günde 1 saatten az fiziksel aktivitede bulunan çocuklarda da bu riskin 50%’e çıkabildiğine işaret ediyor. Bu ve bunun gibi araştırmalar çok küçük yaşlardan itibaren sporu hayatımıza dahil etmemiz gerektiğini ve toplumsal olarak buna yatırım yapmamız gerektiğini vurguluyor.

Televizyon izlemek Çocukların Kan Basıncını Artırıyor

Bilim insanları yıllardır genç insanlarda obezitenin nedenlerini araştırıyorlar Televizyon izlemek gibi hareketsiz şeyler ile kilo alımı arasında doğrudan bir bağlantı var. Bu uzun süredir biliniyor. Şimdi ise İspanya’da Zaragoza Üniversitesi’nden ve Brezilya’da Sao Paulo Üniversitesi’den bilim insanları televizyonun başka bir zararını tartışıyorlar. Araştırmanın sonuçlarına göre düzenli televizyon izlemek ile yüksek kan basıncı yani tansiyon arasında bir ilişki var. Ne kadar çok televizyon izlerseniz tansiyonunuz da o kadar yükselebiliyor.

İleri Okuma: Obezite Demans Riskini Artırıyor

Araştırmacılar bir dizi faaliyetin çocukların sağlığını nasıl etkileyeceğini araştırdılar. Bazıları sportif, hareketli etkinliklerdi, bazıları ise çok sakin, oturduğumuz yerden yapabileceğimiz türdendi. Çalışmaya 8 farklı ülkeden (İspanya, Almanya, Macaristan, İtalya, Estonya, Kıbrıs, İsveç ve Belçika) yaşları 2 ila 10 arasında değişen 5,221 çocuk katıldı. Bu kapsamlı araştırma tam iki yıl sürdü ve sonunda çıkan makale International Journal of Cardiology dergisinde yayınlandı.

Yüksek Tansiyon İleride Kalp Hastalıklarına Yol Açabilir

Makalede çok önemli bilgiler yer alıyordu. İki yıl boyunca televizyon izlemek de dahil sakin faaliyetlerde bulunan çocukların tansiyonu normalden daha yüksek çıkmıştı. Yüksek tansiyon ileride çok ciddi kalp damar hastalıklarına davetiye çıkarabilir. Örneğin hiç beklenmedik bir anda kişi iskemik kalp rahatsızlığı (inme) yaşayabilir. Araştırmacılar çocukların kesinlikle günde iki saatten fazla televizyon, bilgisayar veya telefon başında kalmamaları gerektiğini belirtiyor. Anne ve babalar oyun ve diğer eğlence işlerinde çocuklarına bir sınır koymalılar. Aksi takdirde sınırını bilmeyen çocukların kan basıncı %30’lara kadar artabiliyor. Maalesef sakin, hareketsiz bir hayat tarzı teknolojinin gelişmesiyle beraber çocuklarda daha sık görülmeye başlandı.

Hareketsiz kalmak sadece çocukları değil, yetişkinleri de tehdit ediyor. Araştırmacılar elde ettikleri verileri incelediklerinde fazla televizyon izleyen yetişkinlerde de tansiyonun yüksek olduğunu farketti. Bu konuda yapılan farklı çalışmalar küçükken tansiyonu yüksek olan çocukların yetişkin olduklarında kalp damar hastalıklarına yakalanma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor.

Günde Bir Saatten Fazla Egzersiz Yapılmalı

Araştırmacılar televizyon, bilgisayar gibi şeylerin yarattığı hareketsizliği telafi etmek için çocukların ve gençlerin günde 60 dakikadan fazla fiziksel faaliyette bulunmaları gerektiğini söylüyor. Günde iki saat televizyon izlemek sağlığı ciddi tehdit ederken, egzersiz ile bunu düzeltebiliriz. Bilimsel araştırmalar spor ve egzersizin damarları genişletmede çok etkili olduğunu gösteriyor. Genişleyen damarlar da kan basıncını düşürerek damar sağlığını korumaya yardımcı oluyor. Çocukluktan itibaren sporu alışkanlık haline getirmeli ve çocuklarımıza sevdirmeliyiz.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynaklar
  1. https://www.sciencedaily.com/releases/2015/02/150225102845.htm
  2. http://www.internationaljournalofcardiology.com/article/S0167-5273(14)02356-0/abstract

Çağlayan Taybaş

Özgeçmişimle ilgili çok geri dönüş aldığım için burayı daha samimi havada yazıyorum. (İnsanlar burayı okuyormuş) Türkiye'nin tarım şehirlerinden Karacabey/Bursa'da dünyaya geldim. İlköğretim ve liseyi orada okudum. Bir ara Bursa Erkek Lisesi maceram da var. Üniversitede İzmir Yüksek Teknoloji, Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü kazandım. Hayatımdaki en kritik viraj sanırım buydu. Şu an Roche'a bağlı olarak Koç Üniversitesi ve Cerrahpaşa hastanelerinde klinik araştırma koordinatörüyüm. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca İYTE, Sabancı Üniversitesi ve Dresden Teknoloji Enstitüsü'nün seçkin laboratuvarlarında çok değerli hocalarla çalıştım. Katıldığım kongrelerde 6 poster sunumu, 1 sözlü sunum yapıp ve lisansın son yılında "Gündelik Hayata Sinirbilimsel Yaklaşımlar" adlı kitabımı yayınladım. Sadece PCR, SDS-Page bilmenin pek faydası olmayacağını erken farkettiğimden kendimi farklı alanlarda geliştirdim. Programlama konusunda özel ders aldım, staj yaptım. Bilim yazarlığına giriştim. Photoshop, web tasarımı öğrendim. 2.5 sene ney eğitimi aldım. Okulda satranç kulübüne üye oldum. Piyon düz gider/çapraz yer ile başladık, çok yol katettik. Satranç hayata bakışımı değiştirdi. Almanca, Japonca öğrenmeye çalıştım. Almancayı hâlâ öğrenmeye çalışıyorum. Hepsi çok işime yaradı. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.