Unutma Sanatı: Beynimiz Neden Unutmaya Bu Kadar Hevesli?

Unutma-Sanatı: Beynimiz Neden Unutmaya Bu Kadar Hevesli?

Gün içinde birçok şeyi unutuyor musunuz? Çok sevdiğiniz birinin doğum gününü, sürekli elinizde olan telefonunuzu ya da günlerce çalıştığınız konuyu sınavda unutabilirsiniz. Hatta bu unutmalar yüzünden bazen kendinize kızabilirsiniz. Aslında bu durum oldukça normaldir. Unutma bir kusur değil beynin bir yeteneğidir. Yani bizler unutmaya programlanmış organizmalarız da diyebiliriz.

En basit tanımıyla unutmak, öğrenilen bilgilerin istenildiği zaman geriye gelmemesi, hatırlanmaması durumudur. Yani yaşamınızdaki geçmişin içinde özgürce dolaşmanızı engelleyen bir sistemdir. Buradaki asıl sebep, sinirler arasında anıları kodlamaya yardımcı olan sinaptik bağlantıların kasıtlı şekilde zayıflamasıdır. Dolayısıyla sinapslar dengesiz ve zayıf hale geldiğinde unutma durumu gerçekleşir. Yapılan araştırmalarda ve günlük hayatınızdan da fark edeceğiniz üzere öğrendiğiniz bir bilgiyi ya da yaşadığınız bir olayı üzerinden zaman geçtikçe unutma oranınızda artar. Bu bizi şu sonuca götürür: daha uzun zaman dilimlerinde sinaptik bağlantı büyük olasılıkla daha az kararlıdır. Unutmanın diğer bir faktörü de sinapsın ortadan kaldırılmasıdır.

Unutma Konusunda Beyin Neden Israrcıdır?

Unutmak en az hatırlamak kadar önemlidir. Çok sayıdaki nöron ve sinapsları olan beyin gerçekte olduğundan daha fazla anıyı depo edebilecek kapasiteye sahipken niçin unutma mekanizmasına sahiptir? Aslında bu bir bellek temizleme mekanizmasıdır diyebiliriz. Beyin bu mekanizma ile yararlı olan bilgi ve anıyı ayırır. Yeni anılara, yeni bilgilere alan oluşturur. Örneğin size çok acı veren, üzen anıların hayatınız boyunca sizinle yaşamasını ister miydiniz? Elbette hayır dediğinizi duyabiliyorum. İşte bu noktada devreye hipokampus giriyor. Sizi üzen anıları ya da her gün internette gezindiğinizde beyninizi doldurduğunuz çöp bilgilerden sizi arındırıyor. Nasıl mı?

Bir kitap okuyorsunuz, sözcüklere anlam yükledikten sonra bilgi ilk olarak hipokampuse gelir. Burada sinyaller işlenir ve ilgili hücreler uyarılır. İşleme görevini dendritler üstlenir ve sinaptik sinyalleri girdi olarak alıp hücre gövdesi bu sinyalleri işleyip içlerinden bazılarını seçerek aksonlar aracılığıyla hedef hücrelere iletir. Yani, hipokampus edindiğiniz bilgileri toplayıp önem durumuna göre seçer. Ayrıca hipokampusta oluşan ciddi hasarlanmalar yeni hafıza oluşumunda büyük zorluklara neden olur. Önemli bilgiler aksonlardan güçlü dendritlere aktarılır. Önemsiz görülenler ise zayıf aksonlar ile yoluna devam eder. Bu şekilde hipokampus bir bilgi filtre sistemi gibi çalışır.

Bu noktada şu sonuca varıyoruz beynin asıl amacı edinilen bilginin uzun zaman içinde yüksek kalitede korunması değildir. Asıl amaç doğru karar vermede organizmaya rehberlik etmektir.

Kalıcı Hafıza Nasıl Oluşturulur?

Bu durumda kalıcı hafıza oluşturmak için en önemli olan unsurun bilgiyi öğrendikten hemen sonra o bilgiyi tekrar etmekten geçtiğini gösteriyor. Eğer öğrendiğiniz bir bilgiye özel bir merakınız yoksa kısa süreli bellekte kalıp yok oluyor. Kısa süreli belleğin bilgileri tutma süresi birkaç dakikayı geçmiyor. Bu yüzden ezber yaparken içimizden hemen tekrar yapmak çok işe yarar. Arkadaş ile çalışanlar soru cevap tekniği ile tekrar yaparlarsa daha kolay ezberleyebildiklerini görürler.

İşleyen demir ışıldar misali kullanılan sinaps bağlantıları hatırlamayı kolaylaştırıyor. Tam tersi bir durumda kullanmadığınız bilgiyi beyin unutuyor. Düşündüğünüz, hatırladığınız her şey zihninizdeki bağlantıları derinleştirir ve kalıcı bilgi durumuna geçirir.

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki bilgiyi kalıcı kılan diğer bir unsur serotonin hormonudur. Çünkü serotonin hangi bilgilerin kalıcı hafızaya aktarılacağı ile ilgili doğrudan faaliyet gösteren bir hormondur. İnsanlar travmatik anılarını kolay kolay unutmazlar. Bunun sebebi amigdalada bu anılar serotonin ile etiketlenir ve hemen kalıcı belleğe alınır. Bu durum aslında beynin en güçlü savunma mekanizmalarından biridir. Beynimiz “bak bu sana çok zarar verebilecek bir olaydı, bunu sakın unutma mesajı verir”. Bütün bu saydıklarım dışında bilgiyi kalıcı olarak öğrenmek için ayrıca duyularınızı kullanın. Görmek, işitmek, koklamak gibi duyular bilginin kalıcı olmasını sağlayacaktır. Duyguların anılara daha fazla dâhil olması bilgilerin kalıcılığını artırabilir.

Ernest Jünger’ in de dediği gibi “Bir düzene girmek isteyen, unutma sanatını öğrenmek zorundadır“. Sevdiğiniz ve ilgi duyduğunuz bilgiye yoğunlaşın. Bırakın sinaps yolları sizi doğru bilgiye götürsün.

Hazırlayan: Şeyma Koç

Kaynak

https://www.cell.com/neuron/fulltext/S0896-6273(17)30365-3


Şeyma Koç

Ben Şeyma. Afyon Kocatepe Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik öğrencisiyim. Üçüncü sınıfı bitirmek üzereyim. Bu alanda okumamın en önemli sebeplerinden biri sinirbilimdir. araştırmaya oldukça hevesliyim ve kendimi bu doğrultuda geliştirmek en büyük hedefim.

Unutma Sanatı: Beynimiz Neden Unutmaya Bu Kadar Hevesli?” için bir yorum

  • 15 Haziran 2019 tarihinde, saat 13:05
    Permalink

    Nefis bir yazı teşekkürler

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.