Vücudumuzun “Savaş ya da Kaç” Mekanizması

Vücudumuzun "Savaş ya da Kaç" Mekanizması

Korkunç bir şey karşısında, kalp atış hızınız yükselir, daha hızlı nefes almaya başlarsınız. Tüm vücudunuz gergin ve harekete geçmeye hazır hale gelir. İşte başlıyor: Savaş ya da Kaç! Bu tepki yakın bir fiziksel tehlike karşısında verdiğimiz psikolojik stres kaynağı yüzünden meydana gelebilir. Örneğin sabahın koşuşturmacasında saldırgan bir köpekle karşılaşmak veya okulda büyük bir sunum hazırlamaya çalışmak olabilir. Peki bu sırada vücudumuzda neler oluyor? Neden kalp atışlarımız hızlanıyor ya da nefes nefese kalıyoruz? Soruların cevabına bu etkilerden sorumlu sempatik sinir sistemimizi tanıyarak başlayalım.

Sempatik sinir sistemi vücudun faaliyetini ve enerji tüketimini artırıcı yönde hareket eder. Sürekli doku ve organlara emirler yağdırır ve geri bildirim alır. Sempatik sinir sistemi nöronları, omuriliğin T1-L3 bölgesindeki ön ve arka boynuzda bulunur. Buradan çıkan sinir lifleri, omurilik sinirin ön kökleri içerisinde omuriliği terk ederek omurilik sinirin yapısına katılırlar. Bu lifler, belirli yolları izlerler ve ganglionlara ulaşırlar. Ganglionlardaki nöronlarla sinaps yapar veya doğrudan organlara giderler.

Savaş ya da Kaç Mekanizması Nedir?

Sempatik sinir sisteminin etkisi aynı anda birçok organda görülür. Bu durum ”kitle etkisi” olarak bilinir. Sempatik sistem genellikle stres veya duygusal durumlar ile etkinleşir. Stres fiziksel, zihinsel veya duygusal olabilir. Bu yüzden ”stres cevabı” veya ”savaş ya da kaç” tepkisi olarak adlandırılır.

Savaş ya da kaç tepkisi, vücudumuz bir tehdit algıladığında ortaya çıkar. Hasar ya da hayatta kalmamız için vücudun “savaşması’’ ya da “kaçması” için hazırlanan ilkel ve doğuştan gelen bir yanıttır. Stres ise bir tehdit ile karşılaştığımızda yaşanan biyolojik ve psikolojik bir tepkidir. Öncelikle, vücudumuz bir durumu yargılar ve stresli olup olmadığına karar verir. Bu karar, duyusal girdi ve işleme ile ayrıca depolanan hatıralar temel alınarak yapılır.

Savaş ya da Kaç Mekanizması Nasıl İşliyor?

Durum stresli olarak değerlendirilirse, hipotalamus hemen harekete geçer. Beyindeki hipotalamus, stres tepkisinden sorumludur. Stres tepkisi algılandığında hipotalamus hemen hormon salınımını başlatır. Adrenalin, noradrenalin ve kortizol gibi hormonların kana karışması için düğmeye basılır. Bir stres tepkisi tetiklendiğinde iki yapıya sinyaller gönderir. Bu yapılar hipofiz bezi ve böbreküstü bezleridir. Kısa vadeli tepkiler, sempatomedüller yol (SAM) aracılığıyla üretilmektedir. Uzun süreli stres ise, hipotalamik hipofiz-adrenal (HPA) sistem ile düzenlenir.

Hipotalamik Hipofiz-Adrenal (HPA) Sistemi Nedir?

Stres uyaranları, hipotalamik hipofiz eksenini etkinleştirir. Hipotalamus, hipofiz bezini uyarır. Hipofiz bezi adrenokortikotropik yani ACTH olarak bilinen hormonu salgılar. ACTH böbreküstü bezlerini uyararak kortikosteroid hormonu üretir. Kortizol, vücudun sürekli kan şekeri ihtiyacını sürdürmesini sağlar. Adrenal korteks, kortizol adı verilen stres hormonlarını serbest bırakır. Bu, depolanan glikozun karaciğerden enerji için salınmasını sağlar ve bütün bunlar olurken bağışıklık sistemi bastırılır.

Sempatomedüller Yol (SAM) Nedir?

Hipotalamus ayrıca böbreküstü bezlerini de harekete geçirir. Böbreküstü bezleri, otonom sinir sisteminin bir parçasıdır. Otonom sinir sistemi vücuttaki dengeyi koruyan bir kontrol sistemi olarak işlev görür. Bu faaliyetler genellikle bilinçli kontrol olmaksızın yapılır. Böbreküstü bezleri adrenalin hormonunu salgılar. Bu hormon, vücudu savaş veya kaç cevabı için hazırlar. Adrenalin, sempatik sistemin uyarılmasını ve parasempatik sistemin sönmesini sağlar. Kısa vadedeki stres tepkisi kişilerde kötü sonuçlara neden olmaz ve evrimsel bir bağlamda hayatta kalma değeri de vardır.

Savaş ya da Kaç Mekanizmasının Vücudumuzdaki Fizyolojik Etkileri Nelerdir?

  • Kalp atış hızı artar.
  • Akciğerlerdeki bronşlar genişler.
  • Göz bebekleri genişler.
  • Kaslarda kanlanma ve kas gücü artar.
  • Salgı bezlerindeki salgı üretimi azalır.
  • Mide sindirim işlevlerinin çoğu durdurulur.
  • Daha fazla glikojen, glikoza dönüştürülür.

Bu fizyolojik belirtilerin hepsi stresli veya tehdit altında bir durumla baş edebilmeniz için gereklidir. Kalp atış hızı artar. Çünkü koşmanızı gerektirebilecek bir durumda kaslarınıza daha fazla kan akışı olmalıdır. Akciğer kapasiteniz artar çünkü daha fazla soluk alıp vermeye ihtiyacınız vardır. Savaş veya kaç mekanizmasında kanın daha hayati organlara sevki sağlanır. Aktif olan kasların kan akımı artar. Buna karşın hızlı motor faaliyet için ihtiyaç duyulmayan böbrek ve sindirim sistemi organlarında kan akımı azalacaktır.

Unutmamız gereken önemli bir nokta daha vardır. Bazen gerçek bir tehdit olmadığında bile vücudumuz bu şekilde tepkiler verilebilir. Fobiler, bir tehdit karşısında savaş ya da kaç tepkisinin tetiklenebileceğini çok iyi gösterir. Örneğin; yükseklikten korkan bir kişinin bir toplantıya katılmak için gökdeleninin en üst katına çıkmak zorunda kaldığını düşünün. Böyle bir durumda kısa süreli stres tepkisini yaşamaya başlayacaktır.

Vücudumuz Bu Durum Sonrasında Normal Haline Nasıl Döner?

Sempatik sinir sisteminin savaş ya da kaç mekanizması etkisine zıt çalışan bir sistem vardır. Bu vücudumuzun normal fizyolojik durumuna dönmesine yardımcı olacaktır. Bu sistem parasempatik sinir sistemidir. Parasempatik sistem veya “dinlen ve sindir” sistemi çok daha yavaş bir sistemdir. Parasempatik yanıt, vücudumuzdaki sistemlerinin dengesi ve bakımından sorumludur. Vücudun stres etkisinden arınıp, rahatlamasına ve onarımına olanak tanır.

Parasempatik sistem aktive edildiğinde ise kalp atım hızı yavaşlar. Salgı bezlerindeki salgı üretimi artar. Mide ve bağırsak hareketleri artar. Akciğerlerdeki bronşlar daralır. Kaslar rahatlar. Göz bebekleri daralır. İdrar çıkışı artar. Bütün bu değişiklikler, uzun vadede sağlığın koruması ve vücutta sağlıklı bir dengenin olabilmesi için evrimleşmiştir.

Savaş ya da Kaç Tepkisinin Aşırı Aktifleşmesi Tehlikeli Midir?

Aşırı stres varlığı vücudumuzda bir takım sağlık sorunlarını da beraberinde getirebilir. Otonom sinir sisteminde baş ağrısı, yüksek tansiyon gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Bağışıklık sisteminde ise kronik yorgunluk, depresyon, bağışıklık sistemi hastalıklarına neden olabilir.

Dış ortamımızı değiştirmek uzun süreli stres etkisini azaltmakta bize yardımcı olacaktır. İçinde yaşadığımız çevrenin daha güvenli olması, gürültülü veya rahatsız edici ortamlardan uzaklaşmak faydalı olabilir. Kendimizi gerçekten ilgilendiren arkadaşlarımızla daha iyi iletişim becerileri içerisinde olmalıyız. Ayrıca zaman yönetimini öğrenmek ve kendimize olumlu bildirimlerde bulunmakla başlayabiliriz.

Gerçeklik hakkındaki algılarımızı değiştirebiliriz. Buna zihinsel bakış açımızı, tutumlarımızı, inançlarımızı ve duygusal tepkilerimizin kontrolünü sağlayarak adım atabiliriz. Bilişsel yeniden yapılanma ile gerçekliğimizi, gerçekten değiştirmeden gerçeklik hakkındaki algıyı değiştirebiliriz. Yaşamın zorluklarını bizi daha güçlü ve daha sevecen hale getiren olaylar olarak görmeye başlamak önemli bir adım olacaktır.

Stres Uyaranlarından Uzaklaşalım

Sonuç olarak şunu görüyoruz. Vücudumuz ve fizyolojik sistemlerimiz yaşadığımız durumlardan çok etkileniyor. Bunu da bir dizi tepkilerle bizlere yansıtıyor. Vücudumuzda ki bu mükemmel işleyişin varlığı ona daha iyi bakmamız gerektiğinin göstergesidir. Stres tepkisi sağlık psikolojisinde de önemli bir yer oluşturur. Ayrıca bu etkileri en aza indirgemek için multidisipliner çalışmaların artması ve sürekli olması çok gereklidir. Bu, bizim stresör etkilerden daha kısa sürede ve en az hasarla uzaklaşabilmemiz için önemlidir.

Stres etkisi yarattığını düşündüğümüz durumların etkilerini azalttığımız ve fizyolojik sistemimizin mükemmel işleyişine teşekkür edeceğimiz günlere!

Hazırlayan: Damla Uludağ

Kaynaklar
  1. http://www.simplypsychology.org/stress-biology.html
  2. Currie, A. R., & Symington, T. (1955). The pathology of the pituitary and adrenal glands in systemic disease in man. Proceedings of the Royal Society of Medicine, 48(11), 908.
  3. https://adrenalfatiguesolution.com/fight-or-flight-vs-rest-and-digest/
  4. https://psychcentral.com/lib/fight-or-flight/
  5. http://science.howstuffworks.com/life/inside-the-mind/emotions/fear2.htm
  6. Klinik Anlatımlı Tıbbi Fizyoloji, Prof. Dr. Halis Köylü

Damla Uludağ

Damla Uludağ, 1995 yılında İstanbul’da doğmuştur. Eğitim hayatını İstanbul Medipol Üniversitesi’nde sürdürmektedir. Devam eden üniversite hayatında fizyoloji tutkunu olan Damla, bu alanı sinirbilim ile bir bütün haline getirmek istemektedir. Sinirbilime olan ilgisi “Geleceğin Bilimi” platformunda hala aktif olduğu sinirbilim atölyesi sayesinde daha çok artmıştır. Sinirbilim adına düzenlenen “404 NeuroScienceFound” isimli panelde beyin plastisitesi üzerine sözlü sunum yapmıştır. Gelecek dergisinde yayınlanmak üzere sinirbilim alanı ile ilgili “Sirkadiyen Ritim” konulu yazısını yazmıştır ve bu derginin yaşam bilimleri editörlerindendir. Aynı zamanda çizim ve müzik ile amatör olarak ilgilenmektedir. Hücresel sinirbilim alanındaki tüm konularda merakı ve araştırma isteği vardır. “Hücresel işleyiş mekanizmaları ile ruhaniyetimizin üzerine giydirilmiş mükemmel örtünün tanımının detaylandırılması” için tüm azmini ortaya koymak istemektedir.

Vücudumuzun “Savaş ya da Kaç” Mekanizması” için 2 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.