Ejder Kanı ile Yaraların iyileşmesi Hızlanabilir

Ejder Kanı ile Yaraların iyileşmesi Hızlanabilir

Başlık bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi duruyor değil mi? Bahsettiğimiz ejderler Daenarys’in yavruları değil tabii ki. Dünyanın en büyük kertenkeleleri olan Komodo ejderhalarını ve onların kanları ile yapılan keşfi anlatacağız. Ejder kanı bazı mitlerde toksik olarak nitelendirilir. Bazılarında büyü malzemesi bazılarında ise iyileştirici gücü olan bir iksir gibi anılır. Bu son bahsettiğimiz şey gerçek olabilir zira bilim insanları bu konuda harika bir araştırma yaptılar.

Bir yeriniz kanadığında derinizdeki bakteriler hemen vücuda girmeye çalışır. Vücudun bağışıklık sistemi de buna yanıt verir. Sizin iyileşmeye başlayan yerde kızarıklık şeklinde gördüğünüz, aslında hücreler arasındaki bir savaştır. Bakteriler ortamdan ne kadar hızlı uzaklaşırsa yaraların iyileşmesi de o kadar hızlı olur. Araştırmacıların Biofilms and Microbiomes adlı dergide yayınladıkları çalışmaya göre ejder kanındaki proteinler bu bakterileri temizleme konusunda bize çok yardım edebilirler. Komodo ejderlerinin kanında bulunan bir peptit temas ettiği bütün bakterileri öldürebiliyor. Bu da onu harika bir antiseptik ajan haline getiriyor.

Yaraların iyileşmesi Normalden Kısa Sürdü

Ekip ilgili peptidi farelerin deri lezyonları üstünde denedi ve yaraların normalden çok daha hızlı kapandığını gördü. Yaraları daha hızlı iyileştirmek için böyle bir imkanımız varsa onu neden kullanmayalım? Bilim insanları şimdi insan deneylerinde de başarılı olmayı umuyor. Bu peptidin bakterileri öldürme özelliği sayesinde belki bir gün antibiyotiğe dirençli bakterileri de bu yolla öldürebiliriz.

Amerika’da George Mason Üniversitesi’nden Monique Van Hoek ve Barney Bishop 2009 yılından beri yeni antimikrobiyal maddeler arıyordu. Çok sayıda canlıyı laboratuvarlarında misafir ettiler, onlardan numune aldılar. Hali hazırda kullanımda olan çok sayıda antibakteriyel madde varken onlar sürüngenlere ve diğer eski canlılara odaklandılar. Bu organizmaların vücutlarında tıpta kullanılacak yeni maddeler arıyorlardı.

Araştırma birkaç kaşık Komodo ejder kanının laboratuvara getirilmesi ile başladı. Florida’da St. Augustine Hayvan Parkı’ndaki görevliler bir komodo ejderini bir kafese kapattılar. Bir veteriner hayvanın kuyruğa yakın kısmından bir kan aldı. Alınacak kanın ağız bölgesinden mümkün olduğunca uzak olması gerekiyordu çünkü komodo ejderlerinin ağız kısmındaki kan bizler için toksik etki gösterir.

Komodo Ejderlerinin Ağzında Hiç Ölümcül Bakteri Yok

Son birkaç yıla kadar bilim insanları komodo ejderlerinin avlarını güçlü ağızlarıyla öldürdüklerini düşünüyordu. Ejderler avlarını güçlü bir şekilde ısırıyorlar ve ağızlarındaki ölümcül bakterileri kurbana aktarıyordu. Ancak bu düşünce 2013 yılında ciddi bir şekilde sarsıldı. Bir grup bilim insanı komodo ejderlerinin ağzındaki bakteri florasını incelediler ve hiçbir ölümcül bakteriye rastlamadılar. Hastalık yapıcı bakteriler muhakkak vardı ama çok hızlı ölüme sebep olan bakteriler yoktu.

Van Hoek ve Bishop komodo ejderlerinin bu bakterilerden faydalanıp faydalanmadığını merak ettiler. Ejderlerin ağızlarındaki zararlı bakteriler onlara zarar vermiyorsa yarar sağlıyor olabilirler. Öncelikle ejderlerin kanları incelendi ve mikroplarla savaşan yüzlerce moleküle rastlandı. Bunlardan biri, VK25 peptidi, öne çıkıyordu. Yapılan ilk testler VK25’in bakterileri hızlıca öldürüp iyileşmeyi hızlandırabileceğini gösteriyordu.

VK25 peptidinin DRGN-1 adlı yapay versiyonunu üretirken araştırmacılar yapıyı biraz değiştirerek maddenin özelliklerini geliştirdiler. Şimdi yeni antibakteriyel maddemiz ilk mücadelesine çıkmaya hazırdı. Rakipler ise deri yaralanmalarında görmeye alışkın olduğumuz Pseudomonas aeruginosa ve Staphylococcus aureus’tu.

İnsandaki Antibakteriyel Maddelerden Daha Etkili

Yapılan araştırmalar neticesinde ekip DRGN-1’in antibakteriyel özelliklerinin çok iyi olduğunu gördü. İnsanların kanında bulunan mikrop öldürücü LL-37 maddesinden de iyiydi. Bakteri filmleri üzerine eklenen DRGN-1 maddesi 11. günün sonunda bakterilerin hepsini öldürmüştü. Fareler üstünde yapılan in vivo deneylerde de yaraların iyileşmesi hızlanmıştı.

Araştırmacılar deri yaralanmalarındaki enfeksiyon riskini azaltmada DRGN-1 maddesinin çok yararlı olabileceğini düşünüyorlar. Örneğin yaraların üzerine sürülen merhemlerin, kremlerin içine eklenmesi ile yaraların iyileşmesi daha hızlı olabilir. Şimdilik yapılan araştırmalar bu maddenin toksik olmadığını gösteriyor. Zaman içinde insanlar üzerinde daha fazla klinik çalışma ile bu maddenin tıpta kullanımı onaylanabilir.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynak

http://www.popsci.com/komodo-dragon-blood-peptide

Bilgi paylaştıkça çoğalır 🙂 Arkadaşlarınla paylaşmak ister misin?
0

Çağlayan Taybaş

Bursa’nın bir ilçesi olan Karacabey’de 1992 yılında dünyaya geldi. İlköğretim ve lise öğrenimi Karacabey’de ve bir ara Bursa Erkek Lisesi’nde tamamlamış, üniversite eğitimi için İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde (İYTE) 100% İngilizce Moleküler Biyoloji ve Genetik eğitiminin kurbanı olmuştur. Akademik hayatı boyunca İYTE, Ege Üniversitesi, 9 Eylül Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi ve Dresden Teknoloji Enstitüsü’nde stajlar yapmış olup gelişimsel sinirbilim, nöroloji, biyoinformatik, hesaplamalı kimya, immünoloji, bitki genetiği, mikrobiyoloji alanlarında projeler yürütmüştür. Üniversite hayatı boyunca 6 poster sunumu, 1 sözlü sunum yapmış ve son yılında “Gündelik Hayata Sinirbilimsel Yaklaşımlar” adlı kitabını yayınlamıştır. Biyoinformatik ve hesaplamalı kimya laboratuvarlarında MATLAB, C, JAVA, Python, HTML, CSS öğrenmiş, zaman içinde kendini photoshop ve dreamwaver gibi programlarda da eğitmiştir. İleri düzey İngilizce, orta düzey Almanca ve başlangıç düzeyinde Japonca bilmektedir. Yazar ney üflüyor, beyin sporu olarak satranç oynuyor, beden sporu olarak bisiklet sürüyor. 2 sene boyunca İzmir’de Yavuz Akalın’dan ney dersleri almıştır ve İYTE Satranç ve bisiklet kulübünde aktif olarak hizmet vermiştir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.