Yumurtanın Kolesterol Ve Kalp Damar Hastalıkları İlişkisi Var mı?

Yumurtanın Kolesterol Ve Kalp Damar Hastalıkları İlişkisi Var mı?

Yumurta kadar tartışılan ikinci bir gıda ürünü var mı bilmiyorum. Makalenin derlendiği yazı, yumurtanın şifresini çözmek zor şeklinde bir giriş yapıyor; çünkü kimileri uzak durun derken kimileri de mutlaka tüketmemiz gerektiğini söylüyor. Böyle olunca da insanların; hatta konunun uzmanı bilim insanlarının dahi kafası karışıyor.  Peki, ne yapacağız? Tabiî ki “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” diyerek elimizdeki verinin doğruluğunu mihenk taşına vuracağız, yani bilim ne söylüyor, ona bakacağız.

1960’larda insanlar “bir yumurta üzerinde çalışmaya git” (Birleşik Krallık ’ta 1960’larda kullanılan bir reklam sloganıdır) derken 70’lerde rüzgâr tersine döndü, bilim insanları yüksek kan kolesterolü ile bağlantısından ötürü yumurtadan kaçınmamız gerektiğini söylüyorlardı.  Bu arada kolesterol, vücut için hayati fonksiyonlara sahiptir; fakat siz yine de her gün 3-5 yumurta yemeyin. 1980’lerde ise çiğ yumurtada bulunabilen salmonella bakterisi yüzünden yumurta üzerindeki negatif algı devam etti. Yine bir dip not olarak belirtelim, salmonella sindirim sisteminde bulunabilen patojen bir bakteridir. Yumurtanın kaynatılmasıyla kolayca inhibe olur. Yani riskin bertaraf edilmesi kolaydır.

Yumurtanın Üzerindeki Kötü Algı Yok Oluyor

Yumurtanın üzerindeki olumsuz baskı, 1999’da saygın bir dergi olan JAMA’da yayınlanan bir makale ile kalktı. Bu makalede belirtildiğine göre yumurta tüketimi ile kalp damar hastalıkları arasında herhangi bir bağlantı bulunmamaktaydı (muhtemelen tip 2 diyabetli insanlar hariç). 2013 yılında 3 milyondan fazla insanın dâhil olduğu 17 bilimsel çalışmanın meta analizi ile yumurta tüketimi ve kalp-damar hastalıkları bağlantısının olmadığı bir kez daha teyit edilmiş ve adeta yumurta yeniden güven tazelemiştir. Bu tarihlerden sonra yumurta sağlıklı diyetlerin vazgeçilmezi oldu, bir nevi iade-i itibar yapıldı. Hatta o kadar ki yumurta için tavuk beslemek moda oldu.

2018’de Çin’den yeni bir rapor geldi. Yarım milyon insanın dâhil olduğu yeni çalışmada düzenli olarak yumurta tüketen yaklaşık yarım milyon insanın izlenmesi sonucu, yumurta tüketimi ile kalp damar rahatsızlıkları arasında düşük bir bağlantı bulundu.  Fakat bu düşük bağlantının doğrudan yumurta tüketimi ile alakasının olduğunu kesin olarak belirtmek zor; çünkü daha önce Japonya’da yapılan (Japonya dünyada yumurta tüketiminin oldukça yüksek olduğu bir yerdir) başka bir çalışmada belirtildiği gibi bu bağlantı kişilerin diğer protein içeren gıdaları fazla tüketmesi sonucu da olabilir. Ama kıyamet satıcıları tekrar piyasaya çıkıp “yumurta öldürebilir” sözlerini sarf etmeye başladılar.

Yumurta Tekrar Hedef Tahtasında

Mart ayında JAMA dergisinde yayınlanan bir raporda ise yaklaşık 30.000 insan, ortalama 17 yıl boyunca izlendi.  Katılımcıların yaklaşık 5400’ünde ise kalp-damar rahatsızlıkları vardı ve hatta içlerinden kalp krizi ve felç geçirenler bile bulunuyordu. Araştırmacılar her bir yumurta tüketiminin  %2,2 düzeyinde kalp-damar rahatsızlıklarına neden olabileceğini kesin olarak buldular ki bu oldukça yüksek bir rakam.

Araştırmada güçlü istatistik yöntemler kullanıldı ve Amerika’nın farklı etnik grupları (genetik faktörleri de göz ardı etmemek için) ile günlük olağan beslenmesini temsil edecek şekilde karma veriler kullanıldı. Çalışmanın kısıtlılığı, başlangıçta verilen bilgilere bağımlı olması yani çalışmanın başlangıcında ne yedikleri sorulan kişiler 17 sene takip ediliyor ve başlangıçtaki bilgilerin değişmediği farz ediliyor. Az sebze-meyve tüketen ve yüksek düzeyde kırmızı ve işlenmiş et yiyen, sigara içen ve sağlıksız yaşayan kişilerde yumurta tüketimi ile kalp-damar rahatsızlıkları arasında pozitif bir korelasyon olduğu belirtiliyor. Sağlıksız yaşamın göstergesi olan bu olumsuz etkilerin yok edilmesi için istatistiksel bazı düzenlemeler de yapılıyor.

Bu çalışmanın verileri doğrudan bir sebep göstergesi değil sadece birliktelik olabileceğini gösterir ki esasında veriler kusurludur; çünkü Amerikan toplumunda yumurta genelde domuz pastırması, sosis veya hamburgerler ile tüketilir. Bundan dolayı bu yağlı et ürünlerinin mi yumurtanın mı kalp-damar rahatsızlıklarına yol açtığı riskini ayırt etmek imkânsızdır. Ayrıca bu sonuç, yumurtanın kolesterol seviyesine olan etkisini bilinenden çok daha yüksek çıkarmıştır. Seçilen diyetin de Amerika Birleşik Devletleri’ndeki herkesi kapsadığı çok tartışmalıdır. Özellikle, Asya kökenliler ve Kuzey Amerikalıların beslenme profilini kapsama olasılığı düşüktür. Bunun gibi gözlemsel çalışmalar bir birlikteliği gösterir, kesin bir yargı belirtemez. O nedenle bu türlü çalışmalara ihtiyatla yaklaşılır.

Yumurtanın Kolesterole Etkisi

Çoğu ülkede yumurta tüketimi haftada 3-4 yumurta ile sınırlıdır (Bana göre gayet ideal bir sayı). Orta boyuttaki bir yumurta ortalama olarak 220-230 mg kolesterol içerir ve günlük kolesterol alımı da ortalama 200-250 mg arasındadır. Yüksek kan kolesterolü seviyesi tarafından, kafanın karıştırılması kolaydır. Örneğin, hangi gıdalar kalp-damar rahatsızlıklarının risklerini arttırır, günlük diyetin ve esas olarak yumurtanın bunda rolü var mı? Çok yüksek kan kolesterolü seviyeleri genellikle genetik yatkınlık olabilir veya tiroit gibi bazı hormonların eksikliği de olabilir; fakat kandaki kolesterol artışı ortalama olarak diyetle ilişkilidir.

1916’da Flemenk doktor Cornelis De Langen, damar tıkanıklığını (damarların iç kısımlarında plaka-yağ- birikmesi) ve kalp-damar rahatsızlıklarını Java’da belirledi. (Java, Endonezya’da bir adadır) Fakat bu olağandışıydı; çünkü Javalıların diyeti bitkisel gıda ağırlıklıydı ve haftada sadece birkaç adet yumurta tüketiyorlardı.  Doktor, onlara bir flemenk diyeti uygulayınca kan kolesterol seviyelerinin oldukça yükseldiğini (litrede 1 mmol kadar) ve yüksek kan kolesterolü ile kalp krizinin bağlantılı olduğunu buldu.

Çoğu Kuzey Amerikalı, Avrupalı ve Avustralyalı yetişkinin orta yaşlardan itibaren kan kolesterolü seviyeleri artar. Doymuş yağ alımı bir dereceye kadar kan kolesterolü seviyelerini arttırabilir. Randomize kontrollü çalışmada deney grubuna fazla miktarda yumurta verildiğinde yumurtadan gelen her 200 mg kolesterolün (yaklaşık 1 yumurta) halk arasında kötü kolesterol olarak bilinen, LDL’nin (düşük yoğunluklu lipoprotein) miktarını yaklaşık olarak % 0,1 arttırdığı tespit edilmiştir. Aynı zamanda bu durumun, doymuş yağların kolesterolü arttırıcı zararlı etkisini de arttırdığı da belirlenmiş.  Doymuş yağ alımını azaltan et yiyiciler yaklaşık olarak LDL kolesterolü seviyelerini %0,3 mmol azaltabilirler. Veganlarda ortalama LDL kolesterolü seviyesi 2.4 mmol/L dir. Ki veganlar hiç hayvansal gıda tüketmez ve çok az doymuş yağ tüketirler. Ortalama olarak et tüketenler ile karşılaştırıldığında bu oran çok düşük değildir. Çünkü ortalama et tüketen birinde LDL kolesterol seviyesi 3.5 mmol/L’dir.

Risk Herkes İçin Aynı mı?

LDL’nin kanda yükselişi noktasında e4 isimli bir tür APOE geni taşıyanlar (nüfusun % 25’i ile 30’u arasında) e3 geni taşıyanlardan daha duyarlıdır. E4 genini taşıyanlar, diğer geni taşıyanlara göre yumurtadan gelen kolesterolü ortalama olarak %10 daha fazla LDL’ye çevirebilirler. Ayrıca kolesterolün emiliminde de çeşitli farklılıklar vardır.  İnce bağırsaktaki kolesterolün çoğu, yumurtadan ziyade karaciğer-safradan kaynaklanır. Bazı gıdalara eklenen bitki sterolleri (margarin ve yurt dışındaki yoğurtlara ve ayranlara ilave edilir- Ülkemizde ki yoğurtlara katılması kanunen yasaktır. Kolesterolün emilimini % 10’dan fazla engelleyebilir. Fakat e4 geni taşıyan bazı insanların LDL seviyeleri bitki sterolleri tükettiklerinde bile artabilir.

Klasik bir Amerikan bir diyeti yoğun miktarda et ve yumurta içerir. Şunu da belirtelim ki Amerikan diyetindeki et işlenmiş ettir. Dünya Sağlık Örgütü’nün İşlenmiş etin fazla tüketilmesine karşı olduğunu da belirtelim. İşlenmemiş ve sağlıklı şekilde pişirilen et, kararında tüketilmesi şartıyla faydalı olmasından ziyade vücut için bir mecburiyettir. Amerika’da günlük ortalama alınan kolesterol miktarı 600 mg civarıdır ki bu günlük 2-3 yumurtaya denk gelir, bu özellikle tip 2 diyabete sahip olanlar için kalp damar hastalıklarının oluşma ihtimalini arttırabilir. Ayrıca bu durum, günde birkaç yumurta içerebilen popüler yüksek proteinli diyetlerin takip edilmesi açısından özellikle gençlere güzel bir uyarıdır. Aksi takdirde yumurta faydadan çok zarar verir.

Sözün özü, beslenmede “denge”nin gözetilmesi gerektiği her fırsatta tekrar tekrar ortaya çıkıyor. Mucize diyet, mucize gıda yoktur. Mucize olan “dengeli beslenmenin” ta kendisidir.

Sağlıcakla.

Hazırlayan: Osman Eren

Kaynak

https://theconversation.com/eggs-and-health-unscrambling-the-message-113683

5.0
08

Osman Eren

Şanlıurfa/Hilvan doğumluyum. Çukurova Üniversitesi Gıda Mühendisliği lisans mezuniyetimden hemen sonra KPSS ile Ağrı’ya memur olarak atandım. Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Kimya Anabilim Dalı Biyokimya bilim dalından Yüksek Lisans yaptım. Şimdi doktora yapıyorum. Çocukluğumdan beri araştırmaya ve öğrenmeye meraklı biriyim, bozuk kapı zillerinden ses çıkartmaya çalışmak gibi mucitlik girişimlerimin olduğunu hatırlıyorum; ama bu konuda başarılı olduğumu söyleyemem. Fen Bilimlerinin bütün alanlarına karşı bir iştiyakım olduğundan maymun iştahlı olduğum söylenir. Popüler Bilim ve İlber Ortaylı hocamızın deyişiyle Rafine Edebiyat başta olmak üzere kitap okumayı da çok sevdiğimi belirtmek istiyorum. İletişim için osmaneren2@gmail.com mail adresini veya @osmaneren711 (Instagram) Osman_urag (twitter) adreslerini kullanabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.