Cabir bin Hayyan

Cabir bin Hayyan

Ebu Musa Câbir bin Hayyan 721’de İran’da doğmuş fen bilgini; simyacı, kimyacı ve eczacı; fizikçi, astronom ve astrolog; tıp ve fizik tedavi uzmanı; mühendis, coğrafyacı, filozof ve sûfidir. Kimya biliminin babası olarak bilinir. Sufi yönü İslam’ın şia mezhebinde imam Cafer-i Sadık’ın öğrencisi olmasından gelir. 400’ü aşkın eser bıraktığı rivayet edilir ancak 20 tanesi günümüze ulaşabilmiştir. 12. yy’da Latince’ye çevrilmiş eseri Kitab al-Kimya simya ve kimya kelimelerinin kökeni olmuştur.

Aristoteles’in dört unsur (toprak, hava, su ve ateş) görüşünden hareket eden Cabir, var olan her şeyin bu dört unsurdan oluştuğunu, bu unsurların temel nitelikleri farklı olduğu için de bunların birleşmesinden oluşan maddelerin farklı özelliklerine sahip olduğunu belirtmiştir.

Cabir bin Hayyan İlk Kimya Deneylerini Yapmıştır

Câbir, kimya çalışmaları sırasında ilk kez bazı kimyasal işlemler gerçekleştirmiştir. Doğal olarak bu kimyasal işlemlerde kullandığı aletleri de kendisi geliştirmiştir ve böylece kimya teknolojisinin gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Câbir’in gerçekleştirdiği işlemlerin en önemlileri buharlaştırma, damıtma ve kireçleştirmedir. Buharlaştırma maddedeki farklı kısımların ayrışabilir hale getirilmesi, damıtma çözünebilir maddelerin özel bir düzenek ve özel araçlar yardımıyla saflaştırılması ya da temizlenmesi, kireçleştirme ise maddeleri yüksek sıcaklıkta yakarak ve toz haline getirerek bir metaldeki çözünmeyen maddeleri ayırmaktır. Cabir bin Hayyan’ın, yaptığı bu kimyasal işlemler sonucunda element görüşünün oluşmasını sağlamış, özellikle oran, orantı ve ölçü üzerinde durarak da kimyanın nicel bir bilim olmasını amaçlamıştır.

Câbir bin Hayyân bütün maddeleri 3 ana grupta toplamıştır

  1. Alkol gibi uçucu gazlar
  2. Altın, gümüş, bakır ve kurşun gibi metaller
  3. Bazı boya maddeleri gibi, uçucu ve metalik olmayan ara maddeler

Cabir bin Hayyan’a göre, bütün maddeler doğada saf olarak bulunmaz ama damıtma işlemiyle onları saflaştırmak olanaklıdır; ayrıca sadece cansızları oluşturan maddeler değil, canlıları oluşturan maddeler de damıtılabilir. Söylediğine bakılırsa, suyu 700 defa damıtmış ve sonuçta bu unsurdaki ıslaklık niteliğini yok ederek, sadece soğuk niteliğini içeren saf elementi elde etmeyi başarmıştır.
Organik kökenli maddeleri damıtmak suretiyle, Câbir’in çeşitli boyalar, yağlar ve tuzlar elde ettiği bilinmektedir.

Cıva – Kükürt Kuramı

Kimya tarihinde Cabir bin Hayyan ile birlikte anılan en önemli kuram, madenlerin oluşumunu açıkladığı cıva-kükürt kuramıdır. Bu kurama göre madenler cıvadan oluşmuş ve kükürtle katılaşmıştır. Greklerin savunduğu ikilem anlayışını benimsediği anlaşılan Câbir’e göre, cıva ve kükürt birer element değil, her tür madenin oluşumunu sağlayan temel ilke çiftidir. Câbir’in bu görüşü daha sonra, 16. yüzyılda Paracelsus (1493-1541) ve izleyicileri tarafından yeniden ele alınmış ve bu temel üzerinde, yeni bir ikilem geliştirilmiştir. Bu ikilemi oluşturan çift ise asit ve bazdır.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş


Çağlayan Taybaş

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Moleküler Biyoloji ve Genetik mezunuyum. Şu an PRA Health Sciences şirketinde Johnson & Johnson'a bağlı olarak kilnik araştırma asistanı olarak çalışıyorum. Lisans hayatım boyunca laboratuvarın yanında bilim yazarlığı, programlama, ney ve satranç ile uğraştım. Şu an latin danslarına çok ağırlık verdim. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.