Doğum Yapma Sayısı Kadınların Yaşlanma Hızını Etkiliyor

İnsanların doğadaki varlıklarının sürmesi için erkek ve dişi cinsiyetlerin ikisine ihtiyaç olsa da yeni bir canlıyı dünyaya getirme işi dişi vücudunda gerçekleşir. Doğum yapma ve beraberinde gelen fiziksel ve duygusal değişimler erkeklerin anlamakta zorlandıkları bir süreçtir. Hamilelik ve hamilelik sonrasında kadınların bedeninde hormonal ve psikolojik çok sayıda değişim meydana gelir. Hamilelik dikkat edilmezse kadın bedenini çok yıpratabilir. Nature grubuna ait Scientific Reports dergisinde yayınlanan bir araştırma doğum yapma sayısı arttıkça kadın bedeninin yaşlanma hızının da arttığına işaret ediyor.

Penn State Üniversitesi’ndeki araştırmacılar çocuk doğurmanın kadınların yaşlanmalarını nasıl etkilediklerini araştırdılar. Menopoz sonrasında kadın bedeninde ciddi değişimler olur. Nöronların çok sevdikleri östrojen hormonunun azalması bilişsel gerilemeyi tetikleyebilir. Araştırma ekibi dörtten fazla çocuk doğurmuş kadınların birkaç çocuk doğuranlara kıyasla menopoz sonrası daha hızlı yaşlandığını bulmuş. Ekibin bulguları sadece menopoz sonrası ile sınırlı. Menopoza kadar kadınların yaşlanma hızlarında bir değişiklik saptanmıyor. Ancak çok sayıda çocuk dünyaya getiren kadınlar menopozdan sonra daha hızlı bir yaşlanma sürecine giriyor.

Menopoz Süreci Nasıl Gerçekleşir?

Menopoz kadınların aylık regl olmasının kesilip doğurganlıklarını kaybetme sürecidir. Menopozdan 8-10 yıl önce yumurtalıklardan salgılanan östrojen seviyeleri azalmaya başlar. Menopoza girmeden son iki yılda östrojen seviyelerindeki düşüş hızlanır. Artık menopoz belirtileri daha çok hissedilir hale gelir. Kadınlarda yumurtalıkların dışarıya atılma süreci durduğunda menopoz başlamış demektir.

Menopoz sonrasında vücut yeni hormonal düzene uyum sağlamaya çalışır. Bu dönemde sıcak basmaları gibi bazı belirtiler görülür. Düşük östrojen seviyesine bağlı olarak osteoporosis ve kalp hastalıklarına yakalanma riski de artabilir. Menopoz sonrası evreye giren kadınların fizyolojik sistemlerinde önemli değişiklikler meydana gelir.

Annenin Tüm Enerjisi Bebeğe mi Gidiyor?

Araştırmacılar hamilelik ve emzirme dönemlerinde çocuğu beslemek için büyük miktarda enerji gerektiğini belirtiyorlar. Hamilelikte anne aslında bir nevi kendini besliyor çünkü bebek ihtiyacı olan tüm besini annenin vücudundan çekiyor. Örneğin anne yeteri kadar kalsiyum almadığında bebek annenin dişlerinden bile kalsiyumu emebiliyor. Bu yüzden gebelik ve doğum yapma süreci anne kadınların bağışıklık sistemi ve tüm metabolizmasını etkiliyor. Doğururken öldü gibi haberler duymuşsunuzdur. Doğum esnasında komplikasyonlar meydana gelebilir veya doğumdan sonra anne yüksek tansiyon, böbrek hastalıkları gibi rahatsızlıklardan hayatını kaybedebilir.

Dünyaya yeni bir canlı getirmenin bir bedeli var mı? Bilim insanları yaşlanma ile üremenin karşılıklı bir takas gibi olabileceğini düşünüyorlar. Evrim dünyaya çok yavru getirenlerin bir bedel ödemesini istemiş olabilir mi? Eğer enerjinizi dünyaya yeni yavrular getirmek ve onları büyütmek için harcarsanız kendinize yetmeyebilir. Ekip bu hipotez ile yola çıktılar.

Biyobelirteçler İle Yaşlanma Hızı İnceleniyor

Çalışmada 1999 ila 2010 yıllarında yaşamış 4418 kişinin bilgileri incelendi. Katılımcıların kaç çocuk doğurdukları, genel sağlık durumları ve menopoza girip girmedikleri analiz edildi. Şimdi sıra geldi yaşlanma hızının ölçülmesine. Bu noktada biyolojik yaşlanmayı ölçmek için 9 biyobelirteç kullanıldı. Biyobelirteçler sayesinde kadınların metabolik sağlığı, böbrek ve karaciğer fonksiyonları, anemi ve kırmızı kan hücre hastalıkları ve bağışıklık sistemi mercek altına alındı.

Çalışma ekibi hücresel seviyedeki yaşlanma yerine vücuttaki belli başlı önemli organların işleyişine baktılar ve yaşlanmanın fizyolojik etkilerine odaklandılar. Hamileliğin yaşlanma üzerindeki etkilerini hücresel seviyede yeterince göremeyeceklerini düşünüp daha somut sonuçlara erişmek için fizyolojik ölçekte ilerlemeye karar verdiler.

Doğum Yapma İle Yaşlanma Hızı Arasındaki İlginç Sonuç

Doğum yapma sayısı ve biyobelirteçlerden gelen yaşlanma verilerine bakıldığında U şeklinde bir ilişki ortaya çıktı. Hiç doğum yapmayan veya birkaç çocuk dünyaya getiren kadınlar 3 veya 4 defa doğum yapan kadınlardan daha hızlı yaşlanıyordu. Sonuç gerçekten şaşırtıcı. Yaşlanma hızı en yavaş olan bireyler U’nun platosundaki 3-4 doğum yapan kadınlardı. 4 doğumdan sonra yaşlanma yine artıyordu. Sonuçlar tekrar tekrar incelendi. Yaşam tarzı, demografik yapı ve diğer sağlık durumuna bağlı etkenler de hesaplandığında sonuç değişmedi.

Literatürdeki yayınlar yumurtalıklardan salgılanan hormonların hücresel yaşlanmaya neden olabilecek süreçleri engellediğini gösteriyor. Evrimsel açıdan bakıldığında insanın doğadaki temel var olma amacı üremektir. Menopoz ile beraber üreme işlevi sona eren kadının yaşlanma sürecinin hızlandığını da biliyorduk. Ancak yaşlanma hızı ile doğum yapma hızı arasında tam bir nedensellik kurulamadığının da altını çizelim. Bundan sonraki süreçte bu fizyolojik ilişkinin nasıl gerçekleştiğini aydınlatmak üzere yeni çalışmalar yapılması gerekiyor.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynaklar

https://www.nature.com/articles/s41598-020-77082-2

https://my.clevelandclinic.org/health/diseases/15224-menopause-perimenopause-and-postmenopause

Çağlayan Taybaş

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Moleküler Biyoloji ve Genetik mezunuyum. Şu an klinik araştırma sektöründe çalışıyorum. Bilimsel araştırmaların yanında başlıca hobilerim satranç, bisiklet sürmek, pilates ve latin dansları oldu. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş ve özel hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.