Sosyal Medyada Çok Zaman Harcamak Depresyonu Tetikleyebilir

LONDON, ENGLAND – FEBRUARY 18: Atmosphere at the Julien Macdonald show during the London Fashion Week February 2017 collections on February 18, 2017 in London, England. (Photo by Jeff Spicer/Getty Images)

Sosyal medya platformların yaygınlaşması ile beraber insanlar sanal dünyanın tehlikeleri ile yüzleşmeye başladılar. Sosyal medyada çok zaman geçiren gençlerde depresyon belirtileri daha sık görülmeye başlıyor ve 6 ay içinde depresyona yakalanma riski artıyor. Arkansas Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar sosyal medyayı sınırlamada başarısız gençlerin psikolojik buhranlarla karşı karşıya olduğunu gözler önüne seriyor.

Dr. Brian Primack’in liderliğinde yürütülen çalışmada katılımcılar iki gruba ayrıldı ve sosyal medya kullanımları belirli bir süre ile kısıtlandı. İlk grup sosyal medyada günde 120 dakikadan fazla zaman geçirmedi. Diğer grup ise günde 300 dakikadan fazla zamanı Facebook, İnstagram gibi platformlarda harcıyordu. İki grup arasında karşılaştırma yapıldığında sosyal medyada daha fazla vakit harcayan kişilerin 6 ay içinde depresyona yakalanma riskleri 2,8 kat daha yüksek çıktı.

Sosyal Medya Çok Gelişti

Sosyal medya platformları ilk çıktığı zamandan günümüze büyük değişimler geçirdi. Önceleri msn gibi uygulamalarda sadece insanların birbirleriyle sohbet etmesine imkan tanıyan uygulamalar vardı. Ancak bugün İnstagram ve Facebook iletişim, tartışma, sosyalleşme, video izleme, müzik dinleme, hatta alışveriş yapma ve iş kurma gibi çok sayıda işlevi bünyesinde barındırıyor. Hal böyle olunca insanların sosyal medyada geçirdikleri vakit farkında olmadan artabiliyor.

Araştırma sosyal medya kullanımı ve depresyon arasındaki bağlantıyı açıklaması açısından çok büyük bir öneme sahip. Çok sayıda kişinin katıldığı çalışma aşırı sosyal medya kullanımının psikolojimiz üzerindeki etkisini gösteriyor.

Dr. Primack elde ettikleri bu sonucun aslında bir yumurta tavuk paradoksuna benzediğini belirtiyor. Depresyon ve sosyal medya kullanımı arasında bir bağlantı var ama ilk önce hangisi ortaya çıkıyor? İnsanlar depresif belirtilere sahip olduğu için mi sosyal medyaya yöneliyor, yoksa sosyal medya kullanımı mı depresif belirtileri doğuruyor? Hangisinin önce meydana geldiğini kestirmek çok zor. Belki bu ikili birbiri içine geçmiş bir şekilde ilerliyor ve birbirini besliyor. Araştırmacılar başlangıçta fazla sosyal medya kullanımının depresyon riskini artırdığını buldular. Ancak depresyon teşhisi koyulan kişilerin sosyal medyada geçirdikleri zamanda herhangi bir değişim gözlenmedi.

Sosyal Medyada Geçirilen Zaman Beyni Nasıl Etkiliyor?

2018 yılında Dr. Primack ve arkadaşları yaşları 18 ila 30 arasında değişen 1000’den fazla kişiyi incelediler. Bu kişilerin depresyon belirtilerini ölçmek için hasta sağlık anketi uygulandı ve sosyal medya platformlarında geçirdikleri zamanlar kaydedildi. Katılımcılar Facebook, Reddit, Instagram ve SnapChat gibi çok sayıda farklı sosyal medya platformunu kullanıyordu. Katılımcı popülasyonunda çok sayıda farklı ırk, cinsiyet, eğitim ve gelir düzeyinden insan yer alıyordu. Yapılan incelemelerde yine sosyal medyada çok fazla zaman geçirmenin insanları zihinsel olarak kötü etkilediğini ve hasta sağlık anketinde sonuçları kötüye götürdüğünü göstermişti.

Pittsburgh Üniversitesi’nde çalışan Dr. Cesar Escobar-Viera sosyal medyanın çok fazla zaman aldığını belirtiyor. İçeri giriyoruz ve kayboluyoruz. Sosyal medyada zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz. Belki de bu şekilde olması için tasarlandılar. Sosyal medya platformlarında geçirilen zaman kontrol altına alınamazsa kişisel ilişkilere zarar verebiliyor. Bireyin gerçek hayattaki amaçlarını ve hedeflerini zedeleyebiliyor. Telefon ve bilgisayarın dışında yaşadığımız hayatın gerçekliği sosyal medya potasında eridiğinde gerçeklik algımız da değişebilir. Bunun çok sayıda örneğini gördük. Youtuber’lar, Instagram fenomenleri daha fazla takipçi toplamak için her gün farklı bir arayış peşindeler. Bu uğurda tutuklananlar bile oldu.

21. yüzyıl insanı gitgide daha çok yalnızlaşıyor. Nasıl arkadaş edinebileceğini de bilmiyor ve genellikle üniversiteden mezun olduktan sonra çok kısıtlı bir sosyal çevreyle yaşamına devam ediyor. Ayrıca pandeminin getirdiği sosyal izolasyon da insanları daha rahat iletişim kurabilecekleri sosyal medya kanallarına yönlendirdi. Ancak dikkatli olunması gerekiyor. Sosyal medyada geçirilen zamanın önü alınamazsa bir süre sonra gerçek hayatta da bağ kurmak zorlaşabilir. Sürekli bir ekranın ardından göz teması kurmadan konuşmayı alışkanlık edinen kişiler gerçek hayatta yeterli iletişim düzeyini yakalayamayabilir.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynaklar

https://news.uark.edu/articles/55480/increased-social-media-use-linked-to-developing-depression-research-finds


Çağlayan Taybaş

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Moleküler Biyoloji ve Genetik mezunuyum. Şu an klinik araştırma sektöründe çalışıyorum. Bilimsel araştırmaların yanında başlıca hobilerim satranç, bisiklet sürmek, pilates ve latin dansları oldu. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş ve özel hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.